Kasım ayında Zürih’te birer hafta arayla Ragıp Zarakolu, Beyza Üstün ve Zakarya Mildanoglu’nu dinledim. Ragıp Zarakolu’nu İsviçre’nin en büyük organizasyonlarından Literaturhaus getirdi. Literaturhaus dünyada ezilen halkların yılmaz savaşçılarını, yazar, filozof ve bilim adamlarını konuk etmekle isim yapmış bir kuruluş. Zarakolu kendini anlattı, Türkiye’yi anlattı, yazarlık ve yayıncılık mesleğinin ülkesindeki zorluklarını anlattı. Aynı gecede İsviçre insan hakları temsilcisi, ETH – Üniversitesi Continue Reading
Çoğunluğu renk körlüğü olmak üzere ansiklopedik bilgilere göre yedi, sekiz tür körlük çeşidi vardır. Burada ele alacağımız körlük mecazi anlamda, yaşadığı dünyayı, bilimsel gerçekleri görmeme bilmeme üzerine. Peki nasıl oluyor da insanlar yaşadıkları bu hayata kör bakıyor veya kör kalmak zorunda bırakılıyorlar? Çünkü bu körlük beraberinde insanların köleliğini, köle gibi yaşama koşullarını getiriyor. Kendi kendime Continue Reading
Bu yazıyı yazarken içimden şöyle bir ah çekmek geldi. 21. yüzyılda insanoğlu çok buluşlara imza attı, uzaya gitti, genleri çözdü, balıklar gibi yüzdü, kuşlar gibi uçtu da çok basit bir sanatı, kardeşçe yaşamayı unuttu diyorum. Spor programından tutun da pop yıldız türkücülerine kadar asker cenazeleri üzerinden duygu sömürüsü yaparken, ama önce reklamlar diyen sermayenin çok Continue Reading
CHP’yi şimdi daha iyi anlıyorum. Tıpkı, beğenmediği bir yasayı protesto ettiği için hapse giren Waldo Emerson’un, “niye hapistesin” diye soran arkadaşına, “sen niye değilsin” diye sorması gibi. Benzerini CHP’ye soralım: Siz darbecilere neden karşı değilsiniz? Güce tapmak için mutlaka gücü tanımak gerekiyor. Anımsar mısınız, bugün Irak’ta çocukların üzerine bomba yağdıran ABD’nin eski başkanı Clinton Türkiye’ye Continue Reading
Ne zaman bir demokrasi sorusuyla karşılaşsam, ilk aklıma gelen kimin için sorusu olmuştur. Bugün unutturulmaya çalışılan bu soru, demokrasinin sınıf içeriğinin kavranması açısından önemlidir Kavram ya da sözcükler lastik gibidir. Zaman ve zemine göre şekil alır, çekildiği tarafa doğru uzarlar. Bazıları da politikacıların ağzında sakız gibi çiğnenerek gerçek değerlerinden uzaklaştırılırlar. Dikkat edersek egemenler, siyasiler, sermaye Continue Reading
Bir problem ancak ve ancak çözülünce problem olmaktan çıkar. 1500 yıl öncesinin inanç ve kuralları ile bugünü anlayamaz, bugünün sorunlarını çözemezsiniz. Çözüyormuş gibi yapar, yalan söylemek zorunda kalırsınız. Hep düşünürüm. İnsanlar maskeli olur mu, çifte kişilik taşır mı? İçerde başka dışarda başka demeç verir mi? Aynı gazete, aynı TV kanalları Avrupa yayınlarında hak hukuk, emek Continue Reading
Geçmişini bilmeyenlerin geleceği olmaz. Geçmişten ders almayanlar gelecekte de aynı hataları yaparlar. Adedtendir sanırım, insanlar yıl sonunda kendileri ile şöyle bir hesaplaşıyor, gelecek yılın hayallerini kuruyor. En azından piyango bileti aldıysa bana çıksın istiyor. Yani diyorum ki 2007 yılı geride kalırken şöyle bir muhasebe yapalım, dönüp arkamıza bakalım. Ama bakalım derken de kereste tüccarının ağaca Continue Reading
İsviçre Devlet İstatistik Enstitüsü‘nün yeni bir açıklaması gazete sayfalarına düşünce akıllar karıştı. Eskiden kulaklara hoş gelen çan seslerine artık kulaklar tıkanıyor mu sorusu aklımıza geldi. İlgili yazı 19 Haziran 2012 tarihli 20minuten gazetesinde şu başlıkla yer aldı. ‘’Kiliselerin amansız boşalışı’’… Haber şöyle devam ediyor: “Her beş kişiden biri dinsiz. Bu rakam on yıl öncesi istatistiğin Continue Reading
Duyduğum ve okuduğum bir yazı üzerine şöyle bir derin düşündüm. Elbette bütün profesörleri aynı sepete dolduramam. Genelinde ilahiyat profesörleri ikiye ayrılır, gerçeği arayanlar aramayanlar. Gerçeği arayanlar şüphecidir bu işe deney ve gözlemlerle ulaşacaklarına inanırlar. Birde gerçeğe metafizik yöntemlerle, oturdukları cami diplerinde, gezindikleri okul bahçesinde, kutsal ve karanlık alanlarda arayanlar vardır. Haberi okuyalım; AK Partili Continue Reading
T. Lowell ”Düşüncelerini değiştirmeyenler yalnızca deliler ve ölülerdir.” diyor. Hele bu politikacı olunca konu daha hassas. İsviçre’de olduğum sürece çok sayıda Bakan, Cumhurbaşkanı veda konuşması dinledim. Bunlar hani bir sporcunun en başarılı olduğu yıllarda jubile yapması gibi. Hepside en sevildikleri, başarılı oldukları zamanda kendi istekleri ile gittiler. Veda konuşmalarında kimi ailesine, kimisi hobilerine zaman ayırmak Continue Reading