Anlamak Aşmaktır

Bilim İtaatsiz Olana İhtiyaç Duyar

Home » Ya Sev, Ya Terk et

Ya Sev, Ya Terk et

Düşüncelerini değiştirmeyenler yalnızca deliler ve ölülerdir. T. Lowell

İsviçre küçük kantonlardan oluşan, yarı doğrudan demokrasi olarak adlandırılan, hatta Avrupa’da halkın yönetime en fazla katıldığı bir ülkedir. Hoşunuza gitmeyen bir kanun yönetmelik varsa elli bin imza toplar konuyu halk oylamasına (referandum) taşıyabilirsiniz. Benim en fazla dikkatimi çeken referandumlar, çalışma saatlerinin kısaltılması, bayanlar için doğum izninin artırılması ve bankaların gizliliğinin kaldırılması olmuştu. Ne hikmet ise bunların üçü de reddedildi. Banka gizliliğini anladım kaldırırlarsa İsviçre biter, dünya yıkanmış para bulmakta zorlanır. Ya diğerlerine ne dersiniz, size aynı maaşla dokuz saat yerine sekiz saat çalışmak, doğumdan sonra 6 hafta yerine üç ay evde kalmak ister misiniz diye soruyorlar, sizde hayır diyorsunuz.

Ben İsviçre’ye gelmeden önce kapitalizmin ne olduğunu biliyordum. Toplumda egemen olan fikirlerin, egemen sınıf fikirleri olup, üretim araçlarına sahip olanların eğitim araçlarına da sahip olacaklarını çok okumuştum. Ancak burada bu neticeleri görünce kapitalizmin karakterinin her ülkede aynı olduğu, kendini koruması ve savunması için aynı tornadan çıkmış insanlar eğittiğini gördüm. Yani düzen, kendi çıkarlarını koruyan insanlar yetiştiriyor, açlıktan nefesiniz de koksa zengini ve onun haklarını savunuyorsunuz. Sürüden ayrılmayın kurtlar kapar deniliyor. Siz yeter ki sürüye dâhil olun, cemaatlara, ocaklara, birliklere üye olun. Onların başında hep biz olacağız. Sizin düşünmenize gerek yok biz sizin için düşünecek ve sloganlar üreteceğiz. Size meydanlarda sadece bu sözleri tekrarlamak kalacak.

Ülkemizde yaşananlarda bunlardan farklı değil. Mahkeme önlerinde, duvarlarda, mahkûm taşıyan araçlarda, minibüslerde, mitinglerde kocaman harflere bir slogan yazılı: “Ya sev, ya terk et“. Yani sistem kendini korumak adına oluşturduğu üst-yapı kurumları din, derin devlet, milliyetçi ocaklar, cemaatler sahte aydınlar vasıtası ile ya sevmemizi ya da defolup gitmemizi öneriyor.

Yani insanlık için bir şeyler isteme hakkımız yok sayılıyor. Ortada açlık yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik diz boyu da olsa, ya seveceğiz, ya terk edeceğiz ama bundan şikâyetçi olmayacağız! Zaten çelişkide burada gizli. Sevmek, terk etmek her ikisi için de zengin olmak gerekiyor. Benim İsviçre’ye geldiğim yıllarda vize yoktu. Bilet parası, biraz da cep harçlığı hazırlayıp yola çıkılabilirdi. Terk etmek için pasaport ve vize bedeli bir servet gerektiriyor. Sevip yaşamak, düzenin nimetlerinden faydalanabilmek, soygun cennetinde yüzmek için yine zengin olmanız gerekiyor. Emeğiyle geçinen, asgari ücrete talim eden onurlu insanlar için Türkiye sevilebilir durumda değil. Terk etmek de kalmakta para gerektiriyor. Neticede bu sloganın kendisi ikiyüzlü ve hedefi yoksul halk. Anlamı da Türkiye’deki bu yaşamı seveceksin, sevmezsen seni süründürürüm, daha olmadı öldürürüm itiraz etme.

İşin en ilginç yanı da bu sloganı atanlar, Dünya’nın 946 milyarder listesine 26 milyarderi ile katılan yüzde 30’undan fazlası aç, yüzde 90’ından fazlası ise yoksul durum da olan ülkemin gelişmemiş, gelişememiş, daha doğrusu geliştirilmemiş insanları. Hep kendi kendime sorarım, acaba bu insanlar neden kendi hakları yerine onu hiçe sayan, ona yaşama şansı tanımayan insanların hakkını savunurlar. İşte sorunun yanıtı, ülke adı yeri hiç önemli değil. Bir ülkede beşikten mezara kadar inşallah ve maşallah cümleleriyle hayatı yorumlayan bir toplum yaratıp arada bir vatan, millet Sakarya edebiyatı yaptıktan sonra o toplumun nasıl bir yaşam biçimi ve yönetim modeli isteyebileceği bütün açıklığı ile ortaya çıkar.

Bugünün siyaseti soylu sınıfına uşaklık, sormadan, sorgulamadan düşünmeden, felsefeye hiç ihtiyaç duymadan kayıtsız şartsız kulluk. En kötüsü de bu ezilen insanların zamanla bu olayları kanıksayarak yaşaması ve egemenler adına canlarını feda etmesi. Yazımı sonlarken, gazetede bir başlık gözüme takılıyor. “Oyun yapımcıları değil aileler cezalandırılsın” İçeriği okuyorum. Avrupa’da savaş ve silah içerikli bilgisayar oyunları gençleri şiddete yönlendiriyormuş. Çare, üreticiler değil çocuğuna bu oyunu alan aileler cezalandırılsın isteniliyor. Bazen bir başlık bile kapitalizmin insanlık anlayışını anlatmaya yetiyor. Ya sev ya terk et sloganını atan ve attıranlar bu gezegeni terk ederlerse, zaten bize sevilecek bir dünya kalıyor.

Bu yazı 09.12.2007 tarihli Avrupa-Hürriyet gazetesinde yayınlanmıştır

anlamak.org

 

Name of author

Name: webmaster

%d blogcu bunu beğendi: