Anlamak Aşmaktır

Bilim İtaatsiz Olana İhtiyaç Duyar

Home » 15 milyar Euro hiç mi olacak ?

15 milyar Euro hiç mi olacak ?

Ezilen, unutulan, horlanan, her derdin devası, leş kargalarının umudu TC’ nin döviz ağacı benim sevgili gurbetcim. Bu konu çok yazıldı çizildi ama arpa boyu ilerlenmedi. İlerlenmiyor, çünkü bu soygunun ucu çok kişilere ulaşıyor. Ama biz yorulmayacağız, bu paraları alana kadar bu konuyu yazmaya devam edeceğiz. Soygunun mağdurları başta Almanya ve İsviçre olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine yayılıyor. .Bu soygunun dudak uçuklatan yönlerini biliyor toplanan rakamları tahmin ediyorduk..Rakamların bir de devletin yetkili kanalları tarafından açıklanması, kafalarda şu soruları bıraktı. Madem bu kadar büyük rakamlar bunları önceden biliyordunuz, soyguncuların neden üstüne gidilmiyor, şu ana kadar neler yapıldı?

Evet yanlış duymadınız ATO(Ankara Ticaret Odası) nın ve Meclis araştırma komisyonunun son rakamlarına göre 300 binden fazla gurbetçimiz 74 Şirket tarafından15 milyar Euro’ nun üstünde dolandırılmıştır. Bu rakam TC kurulduğundan beri Banka hortumlarından sonra ikinci büyük hortum olarak adlandırılmaktadır.

1960 lı yıllarda Anavatanın en ücra köşelerinden iş, aş bulmak kendimize ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için alın terimizi satıp karşıliğında para kazanmaya, yani umuda yolculuğa çıktık. Dinini, dilini, kültürünü bilmediğimiz Avrupanın değişik ülkelerinde, bütün zorluklara göğüs gererek çalışmaya başladık.

Tek bir düşüncemiz vardı geleceğimizi güvence altına almak. Yemiyor, içmiyor biriktiriyorduk. Vatan aşkıyla yanıyorduk, kimimiz ailemizi bile getirmemiştik, birşeyler biriktirip döneriz diyorduk. Ailesini getirenlerde çocuklarımız buralarda kaybolmasın diyerek okul başlama zamanı dönme planları yapıyorduk. . Hiçbirimiz geldiğimiz Avrupa ülkesinde kalıcı olmak istemiyorduk. Türkiye’ye dönüldükten sonra yapılacak işleri hayal ediyorduk, sözün kısası Türkiye ile yatıp Türkiye ile kalkıyorduk. Ama unuttuğumuz birşey vardı. Bu planlarımızın içine vurguncuyu, soyguncuyu, hortumcuyu, Allah adına tokatlayanları hiç hesaba katmadık. Evet su uyuyordu ama hortumcu uyumadı. Göstermelik şirketler kuruldu, planlar yapıldı, değme bilim adamlarına taş çıkartacak fikir jimnastikleri yapıldı. Bütün riskler hesap edildi, gurbetcim masaya yatırıldı eni boyu ölçüldü, ruhu okundu sevdikleri, sevmedikleri herşey çok güzel etüd edildi.

1990 lı yıllarda harekat emri verildi ve Avrupaya çıkartma yapıldı. En iyi imamlar seçildi, sesi gür hitabeti ağlatan mollalar bulundu. Bu arada ileri gelen hemşeriler, eski milletvekilleri bile devreye sokuldu ve camilere karargah kuruldu. Bir varmış bir yokmuş diye başlandı, Fabrikalar, ortaklık, yüksek kar payı gibi nağmelerle gurbetçimin dini duygularını, örf ve adetlerini, geleneklerini istismar ederek, paralar toplandı. Karşılığında hiçbir kanuni ve hukuki değeri olmayan kağıt parçaları ellerine tutuşduruldu. Din tüccarlarının planı çok iyi yürüyordu, hiç durmadılar yerden mantar biter gibi bittiler birden 74’ e kadar yükseldiler. Bu arada sevgili gurbetçimde boş durmadı, yastık altındaki paralar ortaya çıktı, eşinden dostundan borç aldı, bankalara koştu yüksek faizlerle kredi çekti ve varını yoğunu ölüme yolculuğa cıkardı.

2000 li yıllara geldik, bacalar tütmüyor ortaklık kar payları yok bütün vaatler boş, kocaman bir hiç verilen ortaklık belgelerinin hukuki değeri yok ve gurbetçi çaresiz. Ne yapmalı? Ben burada şunu haykırarak söylüyorum. Bu hortum 1990 yıllarda başlıyor ve günümüze kadar geliyor. Bu zamana kadar geçen sürede bir Devlet görevlisi çıkıp da neler oluyor demiyor. Bu kanunsuz ve hukuka aykırı soygunculuğu 1990 yılından beri görüpde dolaylı veya dolaysız göz yuman, ihmal eden seyirci kalan bütün hükümetlere sesleniyorum. Zan altındasınız, suçlusunuz , gurbetcinin parası son kuruşuna kadar ödenmediği müddetce bu zan ve suçluluktan kurtulamayacaksınız. Bu konuda değerli savcılarımızı da göreve davet ediyorum. Dahada ileri giderek AB’ye sesleniyorum. Bu paralar gurbetçinin alın teri, emeğinin karşılığı, ülser olan midesinin, kopan bacağının, kanser olan ciğerinin bedeli. Bu paralar kapitalizmin, emperyalizmin kirli uşaklarına gitti. Üye ülkelerin her işine burnunuzu sokarken bu büyük soygunu gözardı edemezsiniz, bu emeğin üstüne soğuk su içemezsiniz.

Sevgili gurbetçim, bir çift sözümde size olacak. Bütün bu olaylar bu hale geldi de sizin hiç mi suçunuz olmadı. Dostunuzu, düşmanınızı ayıramadınız, aklınızı mantığınızı kullanacağınız yerde dini duygularınızın mahkumu oldunuz. Elinize tutturulan belgelerin hukuki değerini kimseye sormadınız, bilim yerine hurafelere kulak verdiniz. Yarınlarınızdan endişe ederken bugünü unuttunuz. Sonuçta, ne bugünü, ne de yarını kurtarabildiniz. Ünlü şairimiz Nazım Hikmet olacakları biliyormuşcasına bir şiirinde sanki size sesleniyordu.

Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

Evet kabahatin coğu bizim canım gurbetcilerim.

Bu yazı 2005 tarihinde Avrupa-Hürriyet gazetesinde yayınlanmıştır

anlamak.org

Name of author

Name: webmaster

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: