Anlamak Aşmaktır

Bilim İtaatsiz Olana İhtiyaç Duyar

Home » Sizin hiç adanız oldu mu?

Sizin hiç adanız oldu mu?

Tahmin ediyorum olmamıştır. Benim de olmadı. Bugün siyasetten, stresten uzak bir yazı olsun istedim. Öykü Thomas Cook tarafından kaleme alınmış. Beraber okuyalım sonunda kısa bir yorum yaparız.

Okyanusun ortasında bir yerde Thomas Cook, bir araştırma gezisi sırasında Atlas Okyanusu’nun ıssız bir yerinde milyonlarca kuşun havada çığlıklarla daireler çizerek uçtuğunu görür. Kulakları sağır edecek kadar yüksek sesle çığlıklar atan kuşlar yorulunca, okyanusun dev dalgaları arasına kendilerini atarak intihar etmektedirler! Bu olayı yıllar boyunca birçok balıkçı görür, birçok bilim adamı araştırır.

Kuş bilimcileri yaptıkları araştırmalarda, göçmen kuşların farklı yönlerden gelerek okyanusta bu noktada birleştiklerini keşfederler; ancak intihar etmelerinin sebebini çözemezler. Yıllar süren araştırmalar sonucu, bu trajik olayın yaşandığı yerde bir ada olduğunu; kuşların göç yolu üzerinde bulunan bu adanın bir deprem sonucunda
okyanusa gömüldüğünü bulurlar. İnsanların yokluğunu bile fark etmedikleri ada kuşlar için göç yollarının vazgeçilmez bir durağıdır.

Kuşlar, binlerce yıllık alışkanlıkla adanın yerini bilmektedirler ve uzun, yıpratıcı bir yolculuktan sonra aradıkları adayı bulamayınca, yorgunluktan bitkin bedenlerini çığlık çığlığa okyanusun sularına gömmektedirler.

İnsan hayatı uzun bir göç yoluna benzer, Âşık Veysel misali uzun ince bir yoldur. Bazen dolambaçlı bazen sarp, inişli çıkışlı gülleri ve dikenleri olan bir yol. İnsanlar yıllarca farkında olmadan böyle bir ada ararlar. Yorulduklarında dinlenecek, şehrin gürültüsünden kirli havasından uzaklaşmak, şöyle kafalarını dinleyecek, acıyı tatlıyı paylaşabilecek bir ada.

Sanırım Datçalıların böyle bir ada arama sorunları yok ama adaya sahip çıkmak gibi büyük bir sorunları var. Çevre koruma kaygısı, eğer yaşama etkinliklerinin her boyutuna yaygınlaştırılmazsa, gönüllü üç-beş kişinin duyarlılığıyla sınırlı kalırsa; gerektiği gibi toplumsallaştırılamazsa bu etkinlik alanının da, deyiş yerindeyse “kirlenmesi” kaçınılmaz olur. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin, yerel yönetimlerin ve vatandaşın ödevidir. Maalesef diyeceğim, ülkemizde, siyasal iktidarların ve yerel yönetimlerin çevre koruma alanında ne denli ikiyüzlü bir anlayış ve tutum içinde oldukları bir gerçektir. Parayı verenin düdüğü çaldığı bir ortamda çevre muhabbeti yapmak iyidir hoştur da, bu muhabbeti yapmanın da bir bedeli vardır.

Çiçeklerden, böceklerden, denizlerden, ormanlardan, kuşlardan, doğadan temiz havadan söz etmenin “dayanılmaz” bir çekiciliği vardır. Datça’da bu güzelliklerin yaşanmasını istiyorsak herkese çevre sorunlarının önlenmesine ve çözümlenmesine katkıda bulunmak üzere hem sorumluluk hem de yurttaşlık görevi düşmektedir. Yarımadamıza sahip çıkalım, yarımadamızı temiz tutalım. Adalarımızı katledenlere karşı duyarlı ve tepkili olalım. Tüm insanlara daha fazla Ada’lar, yarımadalar Adacık’lar dileğimle.

Bu yazı 12.01.2008 tarihli Öteki.com sitesinde yayınlanmıştır

anlamak.org

 

Name of author

Name: webmaster

%d blogcu bunu beğendi: