Anlamak Aşmaktır

Bilim İtaatsiz Olana İhtiyaç Duyar

Home » İsviçre’de futbol ateşi

İsviçre’de futbol ateşi

Ben bu yazımda vak vak grubunun ilgi, bilgi, görüş alanına girmeyen konulara değineceğim. Günümüzde futbol, insanların boş vakitlerini geçirdiği beden ve ruh sağlıklarını geliştirdiği aktivitelerin ötesinde, milyarlarca paranın döndüğü, bahis adı altında halkın kumara teşvik edildiği, kirli paraların yıkandığı, pis adamların aklandığı dev bir endüstri oldu. Futbol, kapitalist hegemonyanın sürekliliği için, insanları uyutma, bölme, yönlendirme sahte mutluluklar verme işlevi üstlendi. İsviçre ve Avusturya’da oynanan Avrupa şampiyonası bunu bir kez daha gözler önüne serdi. 3 haftalık maçlar için milyarlar harcanarak stadyumlar yenilendi. Şehirlerin içine 15 bin kişi alacak şekilde dev ekranlı oturmalı yemeli, içmeli trübünler inşa edildi ve biletleri tamamıyla önceden kapış kapış satıldı. İsviçre Türkiye maçı sonrası fazla yağmurdan etkilendi denilerek, bir gecede Basel sahasının bütün çimleri yenilendi. Stadyumlarda özel yemek içki servisleri yapılan VIP bölümleri hazırlandı. VIP biletleri maçlara göre 4100 franktan başlayarak satıldı. Bahislerde büyük paralar döndü.

İsviçreliler futbol kolik bir halk değil. Derbi maçların da bile stadyumlar zor dolar. Kayak buz okeyi futboldan daha popülerdir. Her türlü spor olanaklarının yeterli olması ve halkının büyük bir kısmının spor yapması seyirci olma vasfını azaltıyor. En küçük mahallesinin bile 3-4 yeşil futbol sahası, tenis kortu vardır. Her bölgeden bir saatlik yolculukla kayak zirvesine çıkarsınız. Öncelikle organizasyonun mükemmel olduğunu söyleyim. Hani bir dünya isteyenler ahçıları Fransız, teknisyenler Alman, polisler İngiliz, bayanları İtalyan olsun derken organizatörler İsviçreli olsun demiş. İsviçreliler organize olarak bu deyişe layık oldular. Yabancı gazeteciler ortak açıklamasında yazmak için hata arıyoruz ama bulamıyoruz dediler. Güzelliklerin çoğunluğu stadyum dışarısında yaşandı. Zürih göl kenarı dev ekranlarla, değişik restoran, gösterilerle yüz binden fazla insanı ağırladı. Bu kadar insan bir taraftan maç, bir taraftan göl de yelkenleri izlerken, değişik ülke yemeklerini tadarken bira ve şaraplarını yudumladı. Hiç bir yerde izdiham yaşanmazken, otobüsler tramvaylar, yeme, içme tuvalet kuyruklarında beklenmedi.

Kavga gürültüye alışık olmayan İsviçre’de kavgacı yabancılar sevilmiyor. Malumunuz bu konuda liderliğimiz ve istatistiklere girmeyeceğim. Sadece şehir idaresinin 2007 istatistikleri İsviçre hapishanelerinin yüzde 80’i yabancılarla dolu açıklaması konuyu yeterince aydınlatıyor. Türkiye maçlarında daha fazla güvenlik önlemleri aldılar. Çek maçında saha içi güvenlik bizim tarafımız da Çeklere nazaran iki misli idi. Halk arasında izlediğim maçlarda TV Fatih Terim’i görüntülediğinde sanki yer yerinden negatif olarak oynuyordu. Bildiğiniz gibi 2 yıl öncesi hadiseli maçta Türkiye’nin ders almayan sadece ders veren hocası Terim yaptıkları ile İsviçre’de olan ırkçılığı iki misline çıkarmış biz Türkler’e altından kalkamayacağımız bir enkaz bırakmıştı. TV, Radyo ve özellikle de internet siteleri hep bir ağızdan, Türk işçisi yok, kebap yemeyeceğim, tatilimi iptal ediyorum, bir daha Türkiye’ye gitmek mi gibi demeç ve yazılarla işi Türk düşmanlığına kadar götürmüşlerdi. Dönerciler satışlarında büyük düşüşler olduğunu açıklarken, çıraklık başvurusu geri çevrilen Türk gencine mazeret ‘Biz kaba kuvvete başvuran ülkelerden işçi almıyoruz’ sözleri gazetelerde yer almıştı. Bugün ise aradan geçen yıllara rağmen başarının gururunu yaşıyamıyoruz. Zorbaya, zorbalığa puan veriyoruz. Biz İsviçre’ye yine Terim’le geldik ve Terim’in şahsında gurbetçiler olarak yargılandık. Avrupalı maçlarında göl kenarı eğlenceleri sabahlara kadar sürerken, Türk-Hırvat maçı sonrası alanın hemen boşaltılmasına gidiliyor. Çünkü daha maç öncesi sataşma, çatışmalar başlıyor hoparlörlerden Türkçe uyarılar geliyor. Tabii bunları görmek yaşamak gerekiyor.

İşin birde ekonomik yönü vardı. 6 Haziran tarihli News gazetesi yapmış olduğu araştırmayı şu başlıkla verdi. Türken wohnen im Paradies ‘Türkler Cennet’de kalıyorlar’ Yazının içeriği Avrupa şampiyonasına katılan 16 ülkenin hiç birisi Türklerin lüksüne sahip değiller. Cenevre’de kalınan otelde Türkler’e 60 oda reserve edilmiş ve bir odanın geceliği 2400 Frank olarak açıklanmıştır. Türkiye’den gelen biletler karoborsada satıldı. Satıcıların elinde yüklü sayıda biletler vardı. Buradaki Türkler karaborsacılara pazarlandı. Aynı zamanda mukayese olarak yazıyorum. Bizi dünya kupasında saf dışı bırakan zengin ülkenin antrenörü Köbi Kuhn Fatih Terim’den az kazanıyor. Terim 135 bin YTL maaş alıyor. Bu tutarı veya fazlasını GS veya Milan’dan alabilir. Bunlar özel işletme ve maaşları klüb kasası ödüyor. Milli takım, halkın takımı ödenen para fakir halkın vergisi, köylü Ahmet amcayı, işçi Mehmet’i ilgilendiriyor.

Futbol artık Türkiye’de ikinci bir din olarak yerini aldı. İmparatorlar, tanrılar yarattı. Futbolun tanrısı, hakkında yazılan tek negatif sözcüğe dahi hazmi olmazken, taraftar da karşı tarafı döverek öldürerek rahatlıyor. Maça gidemeyen silahını balkondan ateşleyerek suçsuz insanları yaralayarak öldürerek eğleniyor.

İşte böyle bir Avrupa şampiyonası biterken, milyoner mili oyunculara yüzbinlerce prim ödeniyor vergi indirimi yapılıyor. Yani, vatan için ölmek bedava ama vatan için top oynamak paralı. Acaba diyorum halka en yüksek vergileri layık görenler, en pahalı benzini satanlar, en pahalı telefonu konuşturanlar elektriğe yaptıkları zammı tasarruf olarak savunanlar, İsviçre’de en pahalı oteli seçmenin mantığını nasıl açıklarlar. İşçisini coplarken, aydınını hapse yollarken, köylüsünü tekrar at arabasına muhtaç edenlerin tasarruf anlayışı fakirden alıp zengine vermek mi oluyor. Bu bir maç yazısı, başarı sarhoşluğu olmadı. Gördüklerimin, yaşadıklarımın sadece küçük bir bölümüydü, 70 sente muhtaç bir ülkenin futbol topunun içine gizlenen
görgüsüz lüksüydü.

Ana haber bültenlerini futbolla açıp futbolla kapatanlar için, ne önemi vardı siyasetin, ekonominin, açlığın, yoksulluğun, işsizliğin. Ne önemi vardı o gün trafik kazalarının, Reco Kongo kenesinden ölenlerin, elektrik benzin zamlarının Dünya’da olan değişimlerin. Sen neymişin be futbol bize hepsini unutturdun, bizi sevindirdin.

Bu yazı 02/07/2008 tarihli Sendika.org sitesinde yayınlanmıştır

anlamak.org

Name of author

Name: webmaster

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: