Anlamak Aşmaktır

Bilim İtaatsiz Olana İhtiyaç Duyar

Home » Biri açılıyor diğeri kapanıyor, ama ikisi de reform diyor

Biri açılıyor diğeri kapanıyor, ama ikisi de reform diyor

Biri açılıyor diğeri kapanıyor, ama ikisi de reform diyor – Mustafa Tokdede

Türbanın kamu alanlarında serbest olması kadına verilen özgürlük ve bir reform olarak tanıtılınca kendi kendime sordum? Açılmak, kapanmak hangisi reform, nasıl bir özgürlük?

Yıllar öncesine gittim, Türkiye’de okumuş İranlı bir iş adamına İsviçre’de tercümanlık yapmıştım. İş adamı beni Zürih’te kaldığı otele akşam yemeğine davet etti. Yemek öncesi Bar’da bir şeyler içerken etrafındaki kadınlarla Arapça konuştuğunu görünce şaşkınlığımı gizleyemeden bunlar ne modern Araplar diye sormuştum? O da böyle bir soru beklermişçesine, onlar da benim gibi havaalanında elbiselerini değiştirdiler, daha fazla şaşırmak istersen yarın otelin yüzme havuzuna gel demişti.

Tabii bu söylemlerin doğruluğunu daha sonraki yıllarda İstanbul Atatürk Havaalanı’nda tuvalete giremeden dönen eşimden duymuştum. Aynı anda Arap uçağından inen kadınların tuvalette elbise değiştirmesi kadın tuvaletlerinde tıkanmaya yol açmıştı.

Kadınlar için özgürlük rüzgârlarıyla seçime giren ve seçilen İran Cumhurbaşkanı Ruhani için bütün Avrupa ayrı bir beklentiye girdi. Nükleer çalışmalar konusunda esneklikten tutun da özellikle kadınların çarşaftan kurtulması açılması için gereken reformların yapılacağını vurguladılar.

Gezi olaylarında despotluğu ile karizmayı çizdiren AKP demokratikleşme paketiyle reformcu kimliğe bürünmek isterken iki geri bir ileri yaptı. Türbanın kamu alanlarında serbest olması kadına verilen özgürlük ve bir reform olarak tanıtılınca kendi kendime sordum?

Açılmak, kapanmak hangisi reform, nasıl bir özgürlük? Anlayabilmek için biraz düşünelim.

Kadının toplumdaki sosyal, ekonomik, kültürel anlamdaki işlevinden, AKP’nin kadına bakışını, savunduğu türban altında yatan gerçekleri daha yakından mercek altına alalım.

Bilindiği üzere kadın sorunu, kadının cins olarak ikincil plana itilişinin tarihsel kökeni, sınıfsız ana erkil-ilkel komünal toplumun sona ermesi ve sınıflı toplumların başlangıç noktası olan köleci toplumla birlikte başlamaktadır. Ailenin mihenk taşı çocukların, toplumun yetiştiricisi kadındır, anadır. Kadınlara değer veren ülkelerin kalkındığı, kadını ikinci sınıf gören ülkelerin alçaldığı günümüzde apaçık görülmektedir. Ne zaman ki kadının gelişimi, toplumdaki rolü, kazanmış olduğu haklar ataerkil yapıyı rahatsız etmeye başlayınca kadına bir fren yapılması gereği duyulmuştur.

Bütün toplumlarda kadını engelleyen bu fren‚ “din üzerinden” olmuştur.

Zaten dinleri incelediğimizde, dinle yönetilen ülkeleri göz önüne getirdiğimizde, kadınların üzerindeki baskı ve uygulamaları kutsal bir görev bildiklerini görüyoruz. Bu hükümler kayıtsız şartsız erkeğin üstünlüğüne vurgu yaparken kadını ikinci sınıf ve hakir görmektedir.

Bu ülkelerde; kadınların dövülmesi, erkeğin dördüncü karısı olması, haremlik selamlık uygulamalarla toplumdan tecrit edilmesi belirgin özellikler. Mirasta kadın erkeğin yarısı kadar pay aldığı gibi, mahkemede kadının şahitliği de erkeğin şahitliğinin yarısı olmuş, boşanma hakkı da erkeğe verilmiş. Kadının giyimine kuşamına karışılarak, çalışmasına karşı çıkılmış.

AKP’nin gösterdiği gibi türbanı basit bir “insan hakkı” ya da kadına özgürlük olarak algılamak, AKP’nin ustalık entrikalarını, AKP’nin zihin altında yatan örümcekleri anlamamak anlamına gelir.

Türkiye Cumhuriyeti çok merkez sağ parti gördü ama AKP gibisini görmedi.

Merkez sağ partilerde kültür hep din ve gelenek olarak yorumlansa da dini kültür, hiçbir zaman ideoloji olmadı, kadına bakış kadının bedeni ve cinselliği üzerine indirgenmedi.

AKP dinsel referansla konuşan, Türkiye’de dini ilk kez ideoloji haline getiren, kadını bir günah sembolü olarak görüp ona bedeni ve cinselliği üzerinden bakan bir partidir. AKP bugüne kadarki partilerden ayrı olarak kadın bedenini, kadın “namusu” ve “iffetini” koruma bekçiliğini üstlenen ilk partidir.

AKP zaten kadınları sokakta, işyerinde, kamusal alanda düşünmüyor onlara sadece annelik ve ev kadınlığı rolünü ikram ediyor. Kadının giyimine kuşamına, kürtajına 3-5 doğurmasına karışması da bundan. Kadına en az üç doğur derken onun sosyal olamayacağını biliyor, doğum öncesi doğum sonrası 8 hafta toplam 16 hafta ücretli izin emzirme saatleri gibi ikramlar tam bir ustalık cin fikirliliği. Tıpkı emeklilik ve sağlık sigortalarında yaptığı gibi, üç doğum yapan kadın çok izin kullanacağından hiçbir iş yerinde kabul görmeyecek dolayısıyla iş bulamayıp evinde oturacaktır. AKP kadına hak verirmiş gibi görünerek büyük bir şark kurnazlığı ile kadını eve zincirliyor.

Başörtüsü giyme özgürlüğü, kadın için özgürlük değildir. Kadını toplumsal yaşamdan dışlama, din ve gelenekler bahane edilerek kadınları İslami yaşamın eski kurallarına götürmek bütün kazanımların AKP’nin ince fikirleriyle baltalanması demektir.

Nasıl ki başı açık kadın modern yaşamın sembolüyse, türbanlı örtünen kadın da, bir başka hayat tarzının sembolüdür. Türban bir simgedir, AKP tipi bir üniforma, dinci gericiliğin yaygınlaştırılmasını sağlayan işlevsel bir araçtır.

Saklamak, bağlamak, örtmek, kapatmak hepsi de özünde bir kısıtlamadır, özgürlük olamaz.

Türbanı özgürlük, demokratikleşme, reform olarak ortaya koyan AKP zihniyetine, peki bu kadar özgürlük düşkünüsünüz de neden başka özgürlüklerden kaçıyorsunuz sorusunu yöneltelim?

Türban özgürlüğümüz var ama sömürülmeme, ezilmeme, işsiz kalmama, insan gibi yaşama özgürlüğümüz yok. Cinsiyetçi bir toplumda, ırkçılık, ötekileştirme, Sünni olmayanlara farklı muamele, yobazlık, tahammülsüzlük kol geziyor.

Töre cinayeti, namus cinayeti, birden fazla kadınla evlilik, koca dayağı, mahalle baskısı gibi konularda kadınlar için neler yapılıyor, şu meşhur paketinizde bunlardan neden bir eser yok. Neden Alevilerin dini özgürlüğü, Kürtlerin anadil özgürlüğü sizin özgürlük tarifinize giremiyor?

AKP örtünmeye yasal statü kazandırarak demokratlaşmıyor aksine ittifak güçleri olan tarikatlara, şeriatçılara, gericilere çanak tutarak topluma dini gerici yaşamı dayatıyor. Böylece kadınlarının yüzde yetmişi örtündüğü söylenen bir toplumda örtünmeyen kızlara, öğrencilere çok bilinçli olarak mahalle baskısının yolunu programlıyor.

Evet değerli okuyucular, örnekleri yüzlerce çoğaltabiliriz. AKP ve düşüncelerini anlamak için çok okumak çok zeki olmaya gerek yok konuştuklarına, yaptıklarına bakmak yeterli.

AKP erkek egemen kültür yapısını, kadına sadece cinsel dürtüleriyle bakan ahlak anlayışını, türbanın içinde gizlemeye çalışıyor ama beceremiyor.

En önemlisi her şeye olduğu gibi tarihe de durağan olarak bakıyor. Halbuki içinden geçtiğimiz süreç sadece bir kesit. İnsanlık ne geçmişte bu durumdaydı ne de gelecekte böyle kalacaktır. Dini bahane ederek geçmişi, eskiyi dayatmak bilimin, evrenin, tarihin, insanlığın hareket yasasına aykırıdır.

Burada, ne türbanı savunuyor ne de yasaklanmasını istiyorum sadece AKP’nin türban gerçeğini anlayalım diyorum.

Bu yazı 28/10/2013 tarihli Sendika.org sitesinde yayınlanmıştır

anlamak.org

Name of author

Name: webmaster

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: